Amatör Islah

Sonbahar 2012

Amatör Islah

Tracy M. Lord

Carol Deppe, çimen, yem bitkileri ve tahıl tohumu üretiminin yoğun olduğu Oregon eyaletinin kuzey-batısındaki Willamette Vadisi’nde yaşıyor. Deppe, tohum ıslah denemeleri ve uzmanlığı ile, kısa yaz mevsimine ve uzun nemli bahar-sonbaharlara adapte ettiği çeşitler için yaygın tanınan biri. Harvard Üniversitesi’nden Biyoloji’de doktorası olan Deppe Kendi Sebze Çeşitlerinizi Islah Edin kitabıyla amatörleri, ıslah çalışmalarına teşvik ediyor ve yol göstermeye çalışıyor. Genetik bilgi düzeyi benim gibi amatörlerin anlama kapasitesini yer yer zorlasa da, geniş bilgiler ve örnekler vererek bu alanda her türlü soruyla danışılabilen bir rehber, tohumlar ve bahçıvanlıkta bilgi düzeyini yükseltmek isteyenlere cesaret ve fikir veren bir kitap. Suzanne Ashworth’un Seed to Seed kitabıyla beraber ABD’de “tohumcu” çevrelerinde en çok anılan kitaplardan biridir (metin 2016 yılında edit edildiği sürede bu hala doğruydu).

Geçen Şubat ayı kız kardeşimin yanında birkaç gün kaldığım Corvallis’deyken Carol Hanım’ı aramaya cesaret ettim. İlk etapta sezonluk yoğunluktan söz etti, sonra biraz ısrar edip Tohum Ağı ve buradaki gelişmeleri anlatınca beni evine çağırdı. Tohumlar ve saman parçacıklarıyla salon halısının normale dönme şansı kalmadı. Kuruyan mısır koçanları, gelişigüzel katlanmış koca bir branda ve tohum paketleri dolu kasalardan masalar gün yüzü görmez halinde. Yaklaşık 4 saat Dayanıklı Bahçıvan: Belirsiz Zamanlarda Gıda Üretimi ve Kendine Yeterlilik başlıklı yeni kitabından, bitki ıslahı praktiği ve kendi kendine yeterliliğe adetmiş yaşamından söz ettik.

Konuşmamızdan yazılı not tuttum; yanlış-eksik de olsa Carol Hanım’ın sesini vermek istedim. (Sizlerle paylaşmadan önce bunların İngilizcesini kendisine göstermek istedim fakat bunun gerekli olmadığı, “elinde olanlarla idare et” anlamında bir mesaj ile geri döndü):

İyi zamanlar-kötü zamanlar hayatta kalmaya gelince insanlara en önemli şeylerden biri gerçek gıdalar, “insan yiyecekleri”. Bunlar hem lezzetli hem de karnı doyuracak türlerden olmalı ve kolay yetiştirilmeli! Yaprak bitkileri, degüstasyon türleri, baharatlar hoş da, ölüm-kalım durumlarında yetişmesi kolay, dirençli, az girdiyle verim veren, hem doyuracak hem de zevk alınacak şeyler ön plana geçiyor. Patates, mısır, kabak, fasulye, nohut bunlardan bazıları. Bir de  kanatlı hayvanlar. Yeni kitabım bir bahçıvanlık kitabı olmasıyla beraber hayvan meselesini gündeme getirmeyi başardığım için çok mutluyum! Çünkü bir mantık çizmeye çalışıyorum; bitkilerle bitmeyen bir mantık. Mümkün olduğu kadar fazla insan kendisini avlu ve  arka bahçlerinden beslemeyi amaçlıyorsa, kanatlı hayvanları gündemine alabilir. Kanatlı hayvanlar çok kullanımlı protein ve lezzet kaynaklarından biridir. Bütünlüklü biçimde bakmaya çalışıyorum. Dikkatimi, fazla imkanları olmayan ailelerin arka bahçelerinden olabildiğince bağımsız yaşamak için uygun cinslere vermeye çalıştım.

Aday gıda maddesi veya bitkinin, ilkin, lezzet testinden geçmesi lazım. Kendimizi kandırmayalım. Farklı, merak uyandıran, bu veya şu açıdan değerli bir bitki türü eğer sofraya konunca ağıza su getirmiyorsa bunun zaman içinde hayatta kalma şansı azdır. İkincisi bulunduğu yere adapte olması, yetiştirilmesi kolay olması gerek.

Örneğin bizim buralardaki yaygın ticari mısır türleri uzun sezonluk şekerli mısırlardır. Geç ekiliyor, geç hasat ediliyor. Bu gerçeği değiştiremeyiz fakat buraların mevcut koşullarına karşı tedbir alan bir mısır ıslah programını kurgulamak istedim. Kolay yetiştirilme ilkesiyle beraber bu ortamda bize lazım olan: 1) mesafe ile polen karışmalarına karşı müdahale etme şansımız yoksa (komşumuz da mısır ekebilir) zamana göre ticari mısırlarla döllenme yapmayacak ve 2) ticari çeşitlerden farklı olarak Ağustos’a kadar sulama gerektirmeyecek (yani, erken kaldırılacak) ve—bonus puan— 3) erken kaldırılınca aynı yerde kış çeşitlerinin ekilmesine izin verecek. Böyle özellikleri taşıyan iki çeşit mısır ıslahını yaptım ve buralarda gayet popüler oldu!

(Bu arada söyleyeyim, Carol Hanım’ın geçim kaynakları tohum satışları, bir -şimdi iki- kitabın geliri ve arada sırada, çoğu tanıdık olmayan kişilerden gelen bağışlar. İkinci kitabını yazarken işler uzayınca yayıncıdan gelen avansı bitmiş ve birkaç ay, kitabı bitirmekle meşgul olup kendi bahçesinden yaşam sürdürmek için mücadele edince, durumundan kaygı duyan bazı arkadaşları bir çağrı yapmış ve bir gün, posta kutusunda kimin yazdığını bilmediği bin dolarlık bir çek geldiğini gördü. Ardından birkaç katkı daha ile kitabını bitirebilmiş... “belirsiz zamanlardan kastım tam da bu” diye anlattı, “kimin başına ne zaman böyle durumların geleceği ne malum. O yardım gelene kadar kendi yetiştirdiğim mısır ve kabakla ayakta kalabildim.” Ayrıca son yıllarda tarla işleri için gönüllüler çoğalıyor; “para elde etmeyi öğrenmektense parasız yaşamayı öğreniyorum!”)

Ukalaca, ıslah çalışmaları için fon desteği arayışı oldu mu sordum, Tabi, yıllarca diye cevap verdi, ancak benim ıslah misyonum hiç bir kategoriye girmiyor. Bilinen, belki tükenme tehlikesinde olan “heirloom” (miras) türlerinin müdaafası için destekler var, fakat ben kendi çalışmalarım için her türlü, her yerden gelen materyal kullansam sonuç, bilinen heirloom çeşitlerini olduğu gibi korumak değil, anlattığım gibi spesifik, pratik amaçlarım var. Örneğin mısır çeşitlerimin “biyokütlesi” çok fazla (hayvan yemi olarak değerli). Bizim mısır bitkilerinde endüstriyel mısır çeşitlerinkinden fazla, farklı zamanlarda olgunlaşan, görece küçük koçanlar oluşur. Bu özellikler istediğimiz şeyler ama örneğin makinelerle hasada engel oluyor. Böyle bir bitkiye maddi destek bulmak zor.

Üzerinde çalıştığı çeşitleri nasıl seçtiğini sorduğumda tarihe daldı: Neden tahıllarla uğraşmıyorum, bunun hem kişisel hem de başka nedenleri var. Celiac hastasıyım, ayrıca her türlü tahıla alerji durumum var. Fakat bu bir gerçek ki tahıllar, değişken hava şartlarına karşı hassas bitki türlerindendir, dolayısıyla temel gıda maddesinden çok belki lüks türleri olarak düşünülmeli. Avrupa’da erken orta çağda insanlar ağırlıklı olarak tahıllar tüketiyorlardı. Sonra 1200 yıllarında, “küçük buzul çağı” adlı, birkaç yüzyıl süren, görece daha soğuk bir dönem yaşandı. Yetersiz beslenmeden ölüm dalgaları oldu, zayıf bedenler de orta çağın meşhur salgın hastalıklarına dirençsiz düştü. 1800li yıllarda soğuklar bitince, tahıllarla beraber bu defa daha geniş yelpazeden çeşitlilik gösteren bir gıda üretimi ve kücük bahçıvanlık anlayışı oturmuştu. (1400lü yıllarda başlayan “yeni dünya keşif” gemi yolculuklarıyla patlıcangil, kabakgil ve fasulye bitki gruplarının çoğalması buna katkılar olmuş galiba.) Avrupa’dan Amerika’ya ihraç edilen model bu. Yazık ki kısa zamanda bu modelden, gıda üretiminin son derece az ele çekilmesiyle bir sürü problemin olduğu bir gıda üretim sistemine geçildi.

Carol Deppe’in bitkilerle çalışma alanı bahçe kenarları içinde kalmaz. Çünkü ürünün saklaması, çeşitli şekilde hazırlanması ve kullanması açılarından; sofraya kadar performansı bilinmez ise mesele yarı yarıya çözülmüş olur. Hatta bölgedeki amatör ıslahçılar ve tohum kullananlar, çeşitlerini getirip Carol Hanım’ın mutfağında denemelerin yapılması için başvuruyor!

Deppe, “Sistemlerdeki boşlukları bulup kapatmaya çalışıyorum” diye anlatıyor. Ördek mevzuu bunun bir örneği. Kanatlı hayvanın her cinsi her yere uygun olmaz. Oregon eyaletinin kuzeyi, 2-3 ay hariç nemli ve serin. İnsan tavuk sever ve buna alışık fakat iklimsel bu şartlara ördek çok daha falza adaptedir. Etini pişirmek bazı zorluklar çıkarsa üstesinden gelinse yumurtasını pişirmek kimsenin pek düşündüğü bir şey değil—herkes tavuk yumurtası gibi pişirmeye çalışır ve fakat çok daha düşük ısıda pişen ördek yumurtası tavuğunki gibi pişirilirse güzel olmuyor. “Ördek yumurtası pişirme konusunda 16 yıl uğraştım. Googleden hiç bir yardım bulamazsın. Ancak bu bölge için en dayanıklı kanatlı hayvan ördeğin olduğuna ikna olduğum için vazgeçmedim ve nihayetinde bazı prensip bulabildim. Tanıtmak için de uğraştım ve sonuçta bölgedeki dükkan ve lokantılarda yavaş yavaş ördek yumurta yemeklerine yer verilmeye başladı.”

Bir çeşidin ıslahına nasıl başladığını sorduğumda yöntemini bu şekilde özetledi: kamu ve sivil kurumlardan çeşitli yerden bol materyali eker, sonra özel, ilginç bireyleri kolladığını anlattı. Nohut materyeli USDA’dan (ABD’de Tarım Bakanlığı’nın karşılığı) gelmişti; 6-7.000 numuneli tam koleksiyondan “çekirdek” koleksiyonu olan 500 (!) nohut numunesi ile başladı. Bu popülasyondan çok erkenci bir bitki meydana çıkınca ıslah çalışması bununla beraber yürüttü. Sulama gerektirmeyecek biçimde Temmuz ayın sonuna kadar olgunlaşması için seleksiyon yaptı. Prensip, bol materyalden başlayıp tarlada farklı olanı ve aranan özellikleri kollamak. Bu mutasyon olur, tip-dışı bireyler de olur.

Carol Hanım, saklanmış olup dayanması için tohumun kuruluk derecesinin ne kadar önemli olduğunu kavramamda yardımcı oldu. Mikrodalga fırınların büyüklüğünde bir kurutma makinesi, sezonunda gece gündüz çalışıyor. Kocaman kabak tohumları bile, respirasyon yapmayacağı derecede (uyku halinde) kuru iken oda sıcaklığında da sağlıklı kalabilir. Buzdolabında saklanması en iyisi ama, kuru olması her daim serin kalmasından önemlidir. Profesyonel donanıma sahip olmayanların bir tohumun yeterince kuru olup olmadığını tahmin etmeleri için pratik “çekiç” muamelesi uygulayabilir: vurulunca pelte kıvamından hiç birşey kalmayıp taş gibi toz haline kadar paramparça olursa kurudur, diye kolay bir yol gösterdi.

Bahçıvanlık yüzmek gibidir diyor Carol Deppe. Yüzmek bilgisini hiç kullanmayabilirsin ancak anı geldiğinde boğulmaktan iyi. Bahçıvanlık yayılmalı, hepimiz için çok daha fazla insan bu hayat biçimine alışmalı. Önüne gelene söylüyorum: çok amatörce başla ama başla.

col2

Tohum

Sevdiğimiz bitkilerin yaşaması ve devamlı gelişmesi için tohumlarını alıp tekrar ekmemiz lazım. Çok sayıdaki tür için, tohumlarının bitkiden nasıl alınıp saklamamız gerektiği anlatılıyor.
devamı...

 

Bahçe

Bahçevanlık bilgileri engin deniz! … Bir yerden başlamak yeterli. Tecrübeli bahçıvandan ilk başlayanlara kolay gelecek, kolay gezinebilir bir bahçecilik rehberi.
devamı...

 

Bitki Evrimi

Genler, canlı maddeye şekil verendir. Bitki genetiğini yönlendirme işini de, insan ve doğa bölüşüyor. Atalarımızın yaptıkları gibi... Sağlıklı ve sağlığımızı koruyan bitkilerin genetik potansiyelini destekleyen basit yöntemleri anlatan denemeler, incelemeler.
devamı...