Sivil Islah

“Sivil” Islah

Tracy Lord

Bugünkü hızlı yaşamlarda sıradanlaşan bir eylem olarak, fiziksel ihtiyacın ötesinde, temel ve vazgeçilmez duyusal ve duygusal mutluluk kaynaklarından biri olan, yemek yemek yeniden keşfediliyor. Son birkaç yıldır insanlar, gıdaya karşı alışılagelmiş sıradanlığa sırt çevirerek genel sorgulama katılıyor. Yediğimiz her şey yeni bir enerjiyle inceleniyor.

Büyütecin halka halka gezdirildiği gıda üretim zincirinin ilk halkası tohumdur. Koruyucu kabuğuyla yıllarca uygun koşulları bekleyebilen tohum, ilk kökü toprağa, ilk yaprağı güneşe uzatana kadar, yanında taşıdığı bir bohçadaymış gibi kendi besinlerini taşıyor. Bunun yanında tohumun da aklı var; bitkinin daha sonraki şeklini verecek, ömrünü adım adım anlatacak, küçük bir gen paketi. Paket, zaman içinde bitkinin, iyiye veya kötüye, bazen dramatik sıçramalarla, değişim potansiyeli taşıyor ve çiftçi atalarımız, bilinçli ya da bilinçsiz bu değişim kapasitesini kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmeleri için bitkiye nasıl davranmaları gerektiğini biliyorlardı. Buna “geleneksel” veya “amatör” ıslah diyebiliriz.

Modern tarım yöntemleri ve tohum üretiminin profesyonelleşmesiyle geleneksel çiftçiliğin parçası olan bitki türlerinin korunması ve geliştirilmesi artık ilkel bilgiler sayılıyordu ve önemsenmiyordu. Son zamanlarda da hobistler ve bahçıvanların, geleneklse bitki koruması ve şekil vermesini tekrar keşfedip denemeye geçmeye başladı. Bu dönemde yeni olan, bitki ıslahının sıradan insanın asla hakim olamayacağı bir pratik yerine çeşitli kitap, etkinlik, festival, youtube, vs vslerle bu uğraşlara amatör insaının katılmasını çağrılardır. Bunlardan bir örneği olarak birkaç on yılldır “katılımcı ıslahçılık” adı altında çiftçiler ve uzmanları buluşturuluyor. Bunlar gibi amatör ve yarı-amatör çabaların akademik çevrelerce ilgi çektiğini de görüyoruz (1). İlk sınıf öğrencilerine bile hitab eden, biyoçeşitlilik ve gıda sistemleriyle ilgili araştırmaların yapılabilmesi için üniversitelerde yeni programlar açılıyor veya gelişiyor. Daha geniş olarak sivil toplum, biyoçeşitliliğin kayıplarına karşı araştırmacılar, çiftçi ve bahçıvanların, kendi ıslah çalışmalarını yapmalarını özendirmeye çalışıyor. 2012 yılında uluslararası Biyoçeşitlilik Antlaşması’nın 11. Taraflar toplantısında, kültür bitkileri için “küçük çiftçi tarafından” ve “çiftlikte koruma” kavramları her zamankinden daha net biçimde gündeme getirildi (2).

Islahın unutulması

Geleneksel ıslahın yöntemleri nelerdir? 10 bin yıl öncesinden bugüne kadarki yöntemlerin temeli, tohumu alınacak bitki ve ürünün seçilmesiydi (seleksiyon). Tohumun toprağa konulduğu andan yaşam döngüsünün sonuna kadar bitkinin yaşadığı her aşama ve gelişmesi üzerinde yapılan gözlemler, seçme kararlarına katılır. Atalarımız seçme konusunda karar verirken genel bitki sağlığı ve ürün kalitesini dikkate alırlardı. Güzel ürün veren ve dayanıklı bitki çeşitleri bu pratiğin sayesinde oldu. Daha spesifik bir özellik için de tohum seçimi yapılabilir. Ürünün daha tatlı olması için bitki nüfusu içinde en çok bu özellikleri gösterenlerden tohum alınır, eğer genetik potansyelinde bunlar için genetik materyal bulunuyorsa birkaç nesilde bu yönde iyileştirilmiş bir bitki nüfusu elde edilebilir.

Uyum sağlamak, bitki genetiğinde değişim potansyelini gösteren bir başka olgu. Daha önce yetiştirildiği yerden farklı iklim, rakım vs. coğrafik koşullarının olduğu yerlere götürülen tohumlar, yeni yerlerine uyum sağlayabilmeleri için değişmeleri gerekirdi. Buğdayın, Verimli Hilal (Dicle-Fırat) bölgesinden İskandinav ülkelerine kadar ulaşabilmesi için, hem genetik hem de fiziki değişiklikler gerçekleşti.

Bugün kendi üretiminden değil, pazardan ürün alan köylünün, bahçe-sofra bağlantısı konulu muhabbetleri azaldı. Bitki açısından eski günlerle bugün arasında önemli fark; bahçıvanın, bu sohbetlerde geçen bitki yapısı, tat vs. ifade edilen tercihlerin tohum seçimiyle somut biçimde bitkiye yansıtma becerisi veya hevesini kaybetmiş olmasıdır. Bahçıvanlar bitkileri konusunda fikir üretip paylaşmasını bırakıyorlar, bıraktılar.

Eskiyi unutma son yılarda hız kesmeden devam ediyor. Bir kasabalı, komşu duvarının arkasındaki bahçede ne ekildiğini merak etmeyi aklına gelmiyor artık. Bir çeşidi yetiştirmeye hevesli olsa da, komşusundan tohum istemeyi düşünmüyor. Hele sebze yetiştirmek “aile bütçesine katkı” düşüncesi ile yapılırsa bahçelerde sınıfsal ayrım oluşuyor ve muhabbetinin cazibesini kaybediyor. Bir kasabada ne ektiğini sormak için durduğum bir bahçede meşgul olan genç bir kadına, ben de bahçe yaptığımı söylediğimde gözlerine kaderci bir ifade geldi, bana acıyormuş gibi “N’apcan” dedi.

Eskiyi unutma alışkanlığının görsel göstergelerinden biri, çeşitler arası ayrım yapmaktaki tembelliğin hortlaması. Belki bir kısmı satın aldığı, bir kısmı ise kendi tohumundan yetiştirdiği biktilerin karışmasın diye bahçıvan, biberlerinin acısı, sivrisi, dolmalığı, üç burunu olarak ayrı yerlerde ekmekten yılıyor artık. Çok olmadı köylü pazarlarında ayrı kasalarda satılan farklı biber türleri, bu günlerde gittikçe hepsi aynı kasaya atılıp getiriliyor. Tüketici de demek eskisi gibi umusamıyor gibi.

“Elitler” ve “Nüfuslar”

Geleneksel atalık tohumların genetik iç çeşitliliği modern olanlarına göre daha zengindir. Çünkü, modern ıslah yöntemlerinin hepsi ilkin saflaştırmalarla başlar. Bunun amacı istenmeyen özelliklerden arındırılması ve bitkinin ve ürününün, belirlenen net hatlar içinde kalması. İstenmeyen özellikler birer genetik materyala bağlı, dolayısıyla arındırılan şey genetik fazlalık. Bitkide genetik materyalin bir kısmı kenara bırakılır. Aranan özellik ise, örneğin parlak ve derin yeşil rengi ıslah ile ulaşıldığında ve diğer istenmeyen özelliklerden kurtulunca soy bir bitki olur. İri-ufak, pütürlu, rengarenk köy çeşitleri gibi değil, safkan ve cins.

Modern gıda sistemleri tektipliğe muhtaç. Ürünlerin kolay işlenmesi için aynı tarihte olgunlaşması, aynı boya gelip durması, aynı tadı olması gerekiyor. Gıda endüstrisi bir yana hukuki nedenlerden dolayı da gereklidir. Tektip bir bitki grubu, net olarak izah edilebilir. Net izah da fikri mülkiyet hak iddiasını mümkün kılan bir şey.

Tarlada tektipleşme ne fark eder? Genetik zenginliğinin azaldığı bir organizmanın değişim kapasitesi daha az, bireyler içinden “daha iyi” olanı seçme şansı da düşüktür. İklim değişikliğinin yaşandığı bugünlerde o bitkilerin, değişen şartlara uyma kapasitesi kısıtlıdır.

Amatörlük

Avrupa’daki “tohumcu”gruplar, tescilli ticari tohumlar kataloğunda yer almayan çeşitlerin tohum satış yasağını kamuoyu önünde tutmaya çalışıyorlar. Çabaların başında hobist ve çiftçinin, tohumdan tohuma bitkisinin tüm yaşamsal döngüsüne eşlik edebilmesini ve yetiştiriciliğinden geçinim sağlamasını kısıtlayan politikalara karşıki mücadele.

“Geleneğe saygı” diyen bahçıvanlar tohumlarını, bazıları eski kitaplarda da anlatıldığı gibi ve bugüne kadar taşınan miras özelliklerine göre seçerler. Her yıl atölyeler, fuar ve festivallerde “köylü” tohumunun yetiştirme yolları daha fazla insana aktarmaya çalışırlar. Avrupalı tohum hareketlerinin, çeşit koruması için daha örgütlü birlikteliğe doğru giden adımların atıldığı haberleri geliyor. (3). Bu yıl (2012) Fransa’da 160 gruptan oluşan yeni bir platformun ilk işi, iki günlük bir atölyede “yetiştirilen biyoçeşitliliğin yönetiminin ortaklaşması” konseptini geliştirmek oldu.

Avrupa ve Türkiye’nin bağlı olduğu tohum hukukundan farklı olarak ABD’de miras tohumların amatörce geliştirilmesi ve satılması yasak değil. Çok sayıda küçük bölgesel tohum grubu ve şirketlerden biri olan Seed Savers Exchange/Tohum Saklayanlar Paylaşımı’nın kataloğunda bulunan tohumlar fikri mülkiyet hakları ile “korumalı” değildir. Tohum satanı şirket bile olsa katalog sayfalarında küçük hatırlatmalarla müşteriyi, satın aldığı tohumu tekrar kullanması için teşvik etmeye çalışıyor (4).

ABD’de son yıllar artarak geniş yelpazeden miras çeşitlerine erişilebilir. Bundan dolayı ekolojist bahçıvan, iç rahatlığıyla tohumlarını ve fidelerini Seed Savers Exchange gibi ulusal, ve yahut bölgesel, tohum üreticilerinden alabilir. AB ile kıyas yapılacak olursa eski tohum sayısı daha az, hem de hukuki çerçevesi daha katı olan Avrupa’da bu aynı rahatlık yok. ABD’de bahçevanlığın biraz canlı olduğu bölgelerde ilkbaharda küçük üreticiler kendi tohumlarından üretilen fidelerini açık hava pazarlarında satarlar. Deneyimci ve inançlı ekolojist kız kardeşim eğer Avrupa’da yaşasaydı büyük ihtimalle tohum saklayıcı olurdu, ama bulunduğu miras ve amatör ıslah bitki cenneti Oregon eyaletinde buna gerek duymuyor. Bir yaprak bitki çeşidinin yirmi kadar türevini bulabiliyor. İstendiğinde yerel tohum üreticisine, kendi bahçesinde yeni bir çeşidin performansına dair not tutar, iletir.

Ticari organik tarım sektörü ise, ayrı ayrı bölgelere uyum sağlanmış tohum miktarlarından şikayetçi. Bu açığı kapatmak için Organik Tohum Birliği konferanslar ve atölyelerle, daha fazla organik gıda üreticisinin, tohum ıslahını ve üretimini kendi yapmasını ikna etmeye çalışıyor (5).

Carol Deppe gibi amatör ıslahçılığı savunanlar, “her bahçıvan bir ıslahçı olabilir/olmalı” mesajını yaymaya çalışıyor (6). Deppe, tohum “tüketicisi” ve “üreticisi” arasında ayrım yapıyor. Bazı tohumları yaşatıp, diğerlerini ölüme bırakarak tohum saklayan herkes zaten ıslahçıdır ama bunun daha amaçlı ve bilinçli bir şekilde yapmalarını özendirmeye çalışıyor.

Carol Hanım, bir avuç amatör ıslahçı arkadaşla beraber yıllarca, yalnızlık içinde çalışmalarını sürdürdükten sonra son zamanlarda permakültür ve doğal tarım konulu websitelerinde, daha fazla anılmaya başladı.

Meselenin bir diğer yüzü, çeşit geliştirme ve yayılmasında önemli fark yaratan kamu programlarıdır. ABD’de düzenlenen bir konferansta (2004), son çeyrek yüzyılda her yönüyle zayıflayan kamu ıslah programlarının, devletlerin son dönemlerdeki ilgisizliğiyle beraber ciddi mali problemleri olsa da çeşit geliştirmesinin gelir sağlanma mecburiyetine bağlı olmadığı için, çok değişik sorunları ele almaya, deneyimciliğe ve yeniliğe açık olduğu anlatıldı (7).

Bu meslekten gelen Dr Raoul Robinson, ziraat bilimi eğitimi ve tecrübesiyle yeni fikirleriyle takip edilen biridir. Dr Robinson’a göre, modern konvansiyonel (klasik) bitki ıslahındaki başat strateji, tek bir sorun veya hastalığa karşı “tek gen” çözümü, yani “dikey” direnç kazandırılması olarak özetlenebilir (8). Robinson, bu yöntemin pratikte genellikle kalıcı olmadığına, çünkü zamanla bitki, dinamik ve değişken doğal ortamlarda hep yeni problemlerle karşılaştığına dikkat çekiyor. Islahçılığın “tek probleme tek gen çözüm” yaklaşımına göre yapıldığı sürece bitkiler, zaman içinde hep değişen hastalıklar ve haşerelere karşı yenik düşmeye açıktır. Bu yıl belli başlı bir mantara karşı, tek-gen direnç çözümüyle direnç kazandırılabilir ama birkaç yıl sonra onun türevine karşı, yeni bir tek gen ıslah çalışmasıyla mücadele edilmesi gerekecek. Dr. Robinson ve ekibi ise tek bir tehdit değil; bir bölge veya ekolojide bulunan, tüm çevre koşullarına karşı (hastalıklar, zararlılar, iklim-toprak koşulları..) geniş yelpazeden “çoklu gen” bütünsel direnç kazandırma anlayışına “yatay direnç” ismini verdiler (9).

Yatay direnç konseptinin, atalarımızın tohum seçmesinde “bitkilerin en sağlıklıları”, yani bütünlüklü dayanıklılık öncelliğinden çok farklı değil. Sonuçta adaptasyon (uyum) ile belli bir bölge/ekolojide dayanıklılık gösteren bitkiler, “yerel çeşit” adıyla tanınıyor. Geleneksel çiftçiliğin hemen hemen tümüyle kaybolduğu ortamlarda, “tekerleği yeniden keşfetmek” gibi durumlar şaşırtıcı değil. Yatay direnç prensibinin uygulanması özel bir eğitim gerektirmeyip gözlem ve deneyime dayandığını anlatan Dr Robinson, bitki korunması ve çeşitlenmesi için amatörlerin katkıları için çağrı yapıyor.

Tohum hareketleri akademik tez konusu oluyor. Amerikalı araştırmacı Virginia Dimasuay, tohumlarını saklayan grupların, seleksiyon yöntemini kullandıklarıyla beraber farklı yerlerde güdülen farklı beklentiler ve prensiplerle tohum seçme kriterlerinin birbirinden farklı olmasının, zamanla bitkilerin çeşitlenmesinde önemli bir neden olduğunu gösteriyor (10).

Dimasuay; üstelik bahçıvanların bitkileriyle kurdukları ilişkilerde eksik olmayan duygusallık, değişik davranış biçimlerine yönlendirdiğini gözlemlediğini anlatıyor: “Bitki bana ne istediğini, nasıl davranmam gerektiğini hissettirir”. Mesleki efsaneye (her meslekte var) göre klasik ıslahçılıkta “ıslahçının gözü” tabiriyle anlaşılan, içgüdüsel veya duygusal bu taraf hep vardı. Donald Duvick, modern konvansyonel ıslahçılıkta bile içgüdünün, hiç küçümsenmeyecek önemde bir rol oynadığını, atalarının geleneğini bu yanıyla sürdürdüğünü anlatıyor (11).

Köy çeşitlerinin ekildiği bahçe ortamları çok fazla seçenek sunuyor. Bitki karşısındaki gözlemlerinden algılanan ince mesajlarla, insanlar arasında ne kadar değişik tepki beklenebilirse, bitkiye karşı da o kadar farklı davranış biçimleri beklenebilir. Bitki bir dal atar ki buna biri kızar, biri güler. Bahçıvanın yaşadığı tüm diğer objektif koşullara karşın (hastalık, akraba ziyareti, kedinin bahçeye girmesi vb) buna veya herhangi bir gelişmeye karşı alınacak tedbir elbette bir ölçüde duygusallığa dayanabilir. Dimasuay’ın burada tespit ettiği, yaygın olarak anlatılan eski bir paradigmanın modern versiyonudur. Tarım tarihçileri, dağ sırtları ve geçilmez vadiler gibi hep insanı insandan ayıran coğrafik faktörlerin, bitki çeşitlenmesindeki önemini vurgular. Ama insanı insandan ayıran, bir de kendi iç dünyası var. Bitki dünyasına yakınlaşmış iç dünyaları.

Başka bir akademisyen, “kabile” benzetmesiyle, İngiltere’deki “tohumcular”ın gruplaşma şekillerini inceledi. Söz konusu İngiltere’li kabileler esnek, değişken gruplaşmalar ve aralarında sürekli bilgi ve materyal paylaşımı pratiğinin içinde yaşıyorlar. Yetiştiricilik ve tohum alımına gelince, her grup kendince “doğru olan” belli bir alışkanlık birikimi gösteriyor (12).

Aralarında bu pratikler çeşitliliği de, beklenebildiği gibi, bitkiler arası farklılık, çeşitlilikle sonuçlanıyor. Anlaşılan, bitkilerle, çalışma prensipleriyle ne kadar değişik kişi ve grup meşgul olursa, bundan o kadar fazla biyolojik çeşitliliğin ortaya çıkacağıdır.

1. http://www.opbf.org/

2. http://www.bioversityinternational.org/index.php?id=6835&utm_source=feedburner&utm _medium=email& utm_campaign=Feed%3A+BioversityInternational-LatestNewsAndPublications

3.http://www.semencespaysannes.org/rencontre_internati_maisons_semences_paysanne_472.php

4. http://www.seedsavers.org/Content.aspx?src=savingheirlooms.htm

5. http://www.seedalliance.org/Events/

6. http://www.caroldeppe.com/byovv.html

7. www.rafiusa.org/pubs/Seeds%20and%20Breeds.pdf

8. http://growseed.org/HR.html, http://www.biotech-monitor.nl/3302.htm

9. http://www.opbf.org/

10. Nazarea, Virginia Dimasuay (2005). Heirloom Seeds And Their Keepers: Marginality And Memory In The Conservation of Biyological Diversity (Miras Tohumları ve Saklayıcıları: Biyolojik Çeşitliliğin Korunmasında Marjinallik ve Bellek). U Arizona Press.

11. Duvick, Donald N., (2002). “Theory, Empiricism and Intuition in Professional Plant Breeding” (“Mesleki Bitki Islahında Teori, Empirisizm ve İçgüdü”) D. A. Cleveland and D. Soleri. Farmers, Scientists and Plant Breeding, CAB International.

12. http://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/713695240#preview

Daha önceki versyon: Agroskop Dergisi, kış 2012

 

col2

Tohum

Sevdiğimiz bitkilerin yaşaması ve devamlı gelişmesi için tohumlarını alıp tekrar ekmemiz lazım. Çok sayıdaki tür için, tohumlarının bitkiden nasıl alınıp saklamamız gerektiği anlatılıyor.
devamı...

 

Bahçe

Bahçevanlık bilgileri engin deniz! … Bir yerden başlamak yeterli. Tecrübeli bahçıvandan ilk başlayanlara kolay gelecek, kolay gezinebilir bir bahçecilik rehberi.
devamı...

 

Bitki Evrimi

Genler, canlı maddeye şekil verendir. Bitki genetiğini yönlendirme işini de, insan ve doğa bölüşüyor. Atalarımızın yaptıkları gibi... Sağlıklı ve sağlığımızı koruyan bitkilerin genetik potansiyelini destekleyen basit yöntemleri anlatan denemeler, incelemeler.
devamı...