Yatay Dayanıklılık

Dünyada ekolojik bir bilinçle ortaya çıkan tohum hareketlerinin, hızla eriyen tarımsal biyoçeşitlilik zenginliginin yokolmasını yavaşlatmak için mümkün olduğu kadar daha fazla kişinin daha fazla farklı yerde daha fazla tohumun toprağıyla buluşturma fikri, yaklaşık 20—30 yıldan bu yana çeşitli biçim ve formatlarda yayılmaya devam ediyor. Bu arada ziraat mühendisliği mesleğinin bazı mensupları, modern tarımın temellerini çeşitli açıdan sorguluyor. Dr Robinson, konvansyonel bitki ıslahçılığı ile ilgili bazı konseptleri burada tartışıyor, bunun paralelinde ıslahçılık için farklı bir bakış açısını sunuyor.

Summit on Seeds and Breedsfor 21stCentury Agriculture, Washington, DC September 6-8, 2003


Yatay Dayanıklılık

Dr. Raoul Robinson

Çeviren: Tracy Lord

50 yıldan fazla bir süre önce üniversite öğrencisiyken; bitkilerde tüm hastalıklara, parazitlere karşı kazanılan dayanıklılığın er geç, bazen hızlı biçimde, mutlaka bozulduğu için hastalıklara karşı bitki ıslahının sadece bir zaman kaybı olduğunu öğretiyorlardı. Derslerimde DDT kimyasalının bir pestisit olarak kullanılabildiği keşfi için Nobel Ödülü alan İsviçre’li Dr. Paul Miller’i anlattılar. Profesörlerimiz bize, dayanıklılık için ıslah değil kimyasal yolunu benimsememizi hararetli biçimde tembih ettiler. Bu perspektif güçlü biçimde bugüne kadar devam ediyor. Benim iyi şansım oldu ki, Kenya’ya bir yolculuğum sırasında bu öğretiyi alt üste eden deneyimlerim oldu.

Burada bozulmayan, çözülmeyen dirençten söz etmek istiyorum. Zararlılara karşı her türlü koruma, iki sınıfa ayrılabilir, istikrarlı olanlar ve olmayanlar. Örneğin yeni bir antibiyotik üretilir, ancak kısa bir süre sonra yeni bir bakterya türdeşi çıkıp antibiyotiğe meydan okur. Bu takdirde söz konusu koruma istikrarlı değilmiş, başka bir değişle yeni patojen (hasta yapan organizma) türdeşleri karşısında etkisiz hale geliyor. Görece yeni sentetik pestisit olan DDT, 2. Dünya Savaşından sonra keşfedildi. Müttefik orduları yaz ortasında Napoli’de konaklarken sağlık subayları tifo ve sıtma ile ciddi salgınlardan korkuyorlardı. Ellerinde bol DDT olduğu için tüm Napoli’yi ve Napoli’leri DDT ile ilaçladılar ve salgın olmadı. Ancak birkaç ay sonra Napoli, DDT’ karşı dirençli siyah sinekler tarafından istila edildi. Demek ki DDT, istikrarlı olmayan bir koruma mekanizması.

Piretrin maddeleri, eski Yugoslavya’da biten yabani bir çiçekte bulunuyor. Yüzyıllarca Dalmatya’lılar bu çiçekleri toplayıp pire ve tahta kurusuna karşı yatakların içine koyarlardı—piretine karşı koyabilecek bir pire veya tahtakurusu henüz görülmedi. Doğal piretinlerin etkili kullanımının 2-3 yüzyıl sürmesiyle beraber bunun istikrarlı bir insektisit olduğuna kanaat getirmemiz mümkün.

Bordo bulamacı, 1882’de Fransa’da keşfedilen bir fungisit. O günden beri yaygın kullanımda ve yeni bir mantar türevine henüz boyun eğmemiş. Üzümde (downy mildew—bir küf türü) ve patateste (blight) küfler ve pasları kontrol altına tutmak için kullanılıyor ve istikrarlı bir fungisittir.

Widimil adlı madde de küfe (blight) karşı sistematik bir fungisit. Ancak kullanıldığı ilk birkaç sene sonrasında dirençli mantar türevlerine karşı etkisiz oldu: istikrarlı olmayan bir fungisittir. İki çeşit dayanıklılık var: dikey ve yatay. Dikey direnç, yeni patojen (hasta yapan) türevleri veya böcekler karşısında etkisiz hale gelen, istikrarsız bir dayanıklılık türü. Bu direnç, o zamanki profesörlerimin bahsettikleri olanıdır. Yatay diye adlandırılan başka bir dayanıklılık var ve kalıcıdır—yeni patojen ırklarının olduğu ortamlarda etkisini koruyor.

Bu iki dayanıklılık türünü birbiriyle kıyaslayalım. Dikey direnç, bir tek gen tarafından kontrol ediliyor. Dolayısıyla mirası ve etkileri açısından kalitatiftir. Bunun anlamı, ya tümüyle koruyor ya da hiç korumuyor, ara durumları yoktur. Ya mevcuttur ve işlevsel, ya da hiç işlevsiz.

Yatay dayanıklılık ise kantitatif: asgari-azami yelpazesinde her derecede farklı etki gösterebilir. Bitki koruma kimyasallerinin olmadığı ortamlarda asgari düzeyde yatay dayanıklılığın olduğu takdirde bitki kayıpları çok fazla olur.Yatay dayanıklılığın azami düzeyde olduğu takdirde kayıplar en düşük düzeyde seyreder.

Dikey direnç, “geniş alan”dayanıklılığı olarak adlandırılır çünkü işlevsel iken iklim koşullarından az etkileniyior ve geniş ekolojik coğrafiler üzerinde etkili oluyor. Bunun klasik örneği, Yeşil Devrim’in ilk buğdaylarıdır. Kısa zamanda Fas’tan Çin’e kadar kendilerini gösterdi ancak teorik olarak yeni bir zararlı türevi bunların başarısını çok çabuk delebilirdi. İyi ki bu olmadı.

Yatay dayanıklılık ise “dar alan” direncidir. Her tarımsal ekosisteminde farklı olur. Bunun farkı, bitki parazitlerinin hastalık yapma (epidemiolojik) kapasitesidir, ki tarımsal ekosistemden ekosisteme çok değişik olabilir. Öyle ki bulunduğu ekosistem ile tam denge sağlamış bir patates çeşidi, başka bir ekosistem ile aynı denge bulamayabilir. Başka bir ekosisteme götürürseniz bazı parazitlere karşı fazla dirençli olur, bazılarına karşı da yetersiz kalır. Yatay dayanıklılık için parazit türlerinin tüm önemli olanlarına karşı ıslah etmeniz gerekiyor. Belli bir ekosistem için ıslah edilen yeni bir çeşit iyi performans gösterir, fakat başka herhangi bir sistemde performansı düşük olur. Çoğu tarımsal ekosistem, kendi ıslah programlarının olması için gerekçe gösterebilecek kadar geniştir. Bununla beraber dikey direnç, yatay dayanıklılık ile kıyaslanınca ikincisi daha kısıtlı ekolojik alanlara hitab ediyor.

Kalitatif etkileri ve geniş kullanım alanlarıyla beraber dikey dayanıklılık iyi tanınan, gündemde olan dayanıklılık örnekleridir: “Yeşil Devrim”, “Mucize buğdayları”, “Mucize pirinçler” gibi isimlerle özdeşleştiriliyor. Yatay dayanıklılık ise az bilinip, gündem dışıdır. Bugün [konferans ortamı kastediliyor] bahsedilen bitki türleri için amatör ıslah gruplarının uğraştıkları dayanıklılık türüdür. Bu uğraşların sonucu olan dirençli bitkiler yerelde iyi bilinebilir fakat “mucize” buğday ve pirinçleri gibi şöhret sahibi olmaz!

Dikey dayanıklılık pahalıdır. İleri düzeyde eğitim görmüş bilim insanlarından oluşan ekipler, pahalı laboratuarlar ve donanımlı seralara muhtaç. Meksika Şehri’nde bulunan Uluslararası Buğday ve Mısır Merkezi’nin yıllık bütçesi sanırım 35 milyon USD. Bu paranın çoğu “çeşit bakımı” araştırmalarıdır ki bu tabirin anlamı, “bozulan veya etkisi düşmüş dikey dirençli buğday çeşitlerinin yerine geçecek yeni dikey dirençli buğday çeşitlerini ıslah etmeye devam etmek”tir. Buna göre yatay dayanıklılık ucuzdur. Bugün bile birkaç arkadaş bir araya gelip karar verseler burada tartıştığımız bahçe ve tarla bitkilerinin bir çoğunu ıslah etmemiz mümkün. Hem de birkaç kuruş maliyetine ve dış fırçası gibi kolay bulabildiğimiz aletler kullanarak. Örneğin patatesle uğraşırken kahve filtreleri gibi mutfak malzemeleri kullandım, patatesleri kırmak için de robot.

Dikey dayanıklılık kazandırma çalışmalarının teknik düzeyi yüksektir. Bundandır ki amatör ıslahçılara tavsiye edilmiyor. Geniş teknik arka plan araştırmaları yapacak bilim insanlar oluşan ekipler gerektiriyor. Profesyonel bitki ıslahçıları bir yüzyıldır dikey dayanıklılık üzerinde çalıştıklarından dolayı çok haklı olarak dayanıklılık kavramının kendisi, “dikey” doğrultusunda bir meselenin olduğu anlayışla amatörlere bitki ıslahına uzak kalmalarını öğüt veriyorlar. Yatay dirençten—elde etmesinin kolay olmasına rağmen—kimse söz etmez. Halbuki herhangi bir amatör kişi veya grup, kendilerine yakın bir üniversitede gönüllü insanlardan teknik yardım alarak, veya hiç yardım almadan, bunu tek başına başarmak kapasitesindedir.

Dikey dayanıklılık istikrarlı değil. Patojenlerin sürekli ortaya çıkan yeni ırklarına karşı etkisiz. Bu ciddi bir çekince. Kenya’da 1926’da buğday pasına karşı ıslah çalışmalarına başlatıldı. Programın sonunda 1966’da çiftçilere sunulan çeşitlerin hepsinin ticari ömür süresinin ortalama 4.5 yıl olduğu anlaşıldı; lakin ıslah yoluyla yeni bir çeşidin elde edilmesi 8 yıl alıyor.

Yatay dayanıklılık istikrarlıdır. Bu kritiktir. Yeni parazit ırkları veya türevleri karşısında bozulmuyor. Bu bitki ıslahına önemli bir boyut kazandırıyor: sağlam yatay dayanıklılığa sahip olan bir çeşidin daha sonra değiştirilmesine ihtiyaç yok. Yerine başka bir şey geçse her yönüyle üstün nitelikli bir bitki olursa olur. Yatay dayanıklılık için başarılı ıslah, mükemmelik tavanına ulaşana kadar kademe kademe birikim yapan, iyiden iyiye ilerleyen bir yöntemdir.

Dikey dayanıklılık çalışmaları ile uğraşmanın otoriter bir yanı da var. Üçüncü dünya çiftçisi iseniz size, 3. dünya ülkelerinde ekilen buğdayların %80i CMMC’den çıktığını anlatırlar [CMMC, belki ünlü Uluslararası Mısır ve Buğday Geliştirme Merkezi, CIMMYT için bir kısaltmadır]. CMMC de bundan çok gurur duyuyor. Ve lakin sonuçta elde az sayıda dikey dayanıklılık gösteren, çok az sayıda çeşit var ve 3. dünyalı bir bilim insanı olsam bundan çok endişe duyarım. CMMC’deki baş ıslahçı, 3. dünya insanlarının %80’ine hangi buğday çeşitlerini yetiştirmek zorunda oluğunu emir veren bir nevi diktatör. Bana göre bu korkunç bir şey.

Bitki ıslahçılığı demokratik olsaydı, dünyanın her köşesinde sizin gibi amatör ıslahçılardan oluşan binlerce bitki ıslah gruplarının yerel ekosistemlerine göre geniş çeşit yelpazesinden dirençli ve güçlü bitki çeşitlerini ıslah ettiğiniz takdirde her ekosistemin çiftçisinin çok sayıda çeşitten seçme hakkı olur. İstedikleri bitkileri yetiştirebilir, kendileri de kendi bitki çeşitlerini ortaya çıkarabilirdi. Bu da yatay dayanıklılığın belki en önemli yanlarından biri.

col2

Tohum

Sevdiğimiz bitkilerin yaşaması ve devamlı gelişmesi için tohumlarını alıp tekrar ekmemiz lazım. Çok sayıdaki tür için, tohumlarının bitkiden nasıl alınıp saklamamız gerektiği anlatılıyor.
devamı...

 

Bahçe

Bahçevanlık bilgileri engin deniz! … Bir yerden başlamak yeterli. Tecrübeli bahçıvandan ilk başlayanlara kolay gelecek, kolay gezinebilir bir bahçecilik rehberi.
devamı...

 

Bitki Evrimi

Genler, canlı maddeye şekil verendir. Bitki genetiğini yönlendirme işini de, insan ve doğa bölüşüyor. Atalarımızın yaptıkları gibi... Sağlıklı ve sağlığımızı koruyan bitkilerin genetik potansiyelini destekleyen basit yöntemleri anlatan denemeler, incelemeler.
devamı...