2005-LATİN AMERİKA: ÖZELLEŞTİRMENİN LABORATUVARI

LATİN AMERİKA: ÖZELLEŞTİRMENİN LABORATUVARI

Çevirmen: Halit Elçi

Seedling Dergisi, Temmuz 2005

http://www.grain.org/seedling/?id=339

Yeni tohum yasaları tüm Latin Amerika’da uygulamaya sokuluyor. Bölgede piyasa süreçlerine devlet müdahalesi azalmaya devam ederken, tohum mevzuatı söz konusu olduğunda devletler sert [katı] yasalar çıkarıyor. Bu yasalar ülkeler arasında oldukça büyük farklılıklar gösteriyor; ama onların ortak teması, şirketler ve yan-iş olarak tohum üreten çiftçiler [yan faaliyet olarak çiftçilik yapanlar] tarafından geliştirilen özel tohum çeşitlerine daha iyi bir koruma sağlamaktır. Pek çok yerde çiftçilerin kendi tohumları artık yasadışıdır veya yasadışı hale gelecektir.

Latin Amerika’da tohum modernleştirme ve ticarileştirme süreçleri uzun bir tarihe sahiptir. Bölgede Yeşil Devrim’in dayatılmasının çeşitli yönlerinden biri de buydu. Bunların arkasındaki yönlendirici güçler, ABD hükümetinin ve Rockefeller Vakfı’nın yoğun desteğiyle 1960’lardan itibaren ortaya çıkan ve güçlenen ulusal tarım [ziraî] araştırma sistemleriydi.

Araştırma programlarının büyük bölümü bitki yetiştirme/geliştirme (breeding) alanına odaklanıyordu. Bu programların görevi, Yeşil Devrim “kalite” ölçütü [kriterleri] temelinde her ülkenin en önemli ürünlerinin modern çeşitlerini [türlerini] üretmek ve onların bu ülkelerde kullanımını yaygınlaştırmaktı. Bu girişimin resmi amacı üretimi geliştirme ve köylülerin iyiliği [refahı] olduğu halde, bu ülkeler aynı zamanda, [Bu ülkeler aynı zamanda, resmi amacı üretimi geliştirme ve köylülerin refahı olarak belirtilen sözde “tohum yasaları” çıkardılar. Bu yasalarla:]

a)      resmi otoriteler tarafından kontrol edilen [denetlenen] tohum üretim ve yeniden üretim şartları temelinde, tohum belgelendirme kuralları koyan[dular] ve zorlayıcı kalite standartları getiren[diler];

b)      belirlenmiş agronomik (tarımbilimsel) ölçütleri karşılamasını zorunlu kılarak, yeni tohum türlerinin piyasaya girişini kontrol ettiler.

Geriye bakıldığında görülüyor ki, bitki yetiştirme/geliştirme programları ve tohum yasaları, yerel türlerin yerine endüstriyel türlerin geçirilmesinin ve tohumların çiftçi-tohumu değiş-tokuş sisteminin dışındaki ticari mallara dönüştürülmesinin stratejik araçlarıydı. Bunların etkisi hissedildi; ama sadece çiftçiler bu sözde geliştirilmiş türlerle ilgilendiği için değil, hepsinden önce hükümet ve bankalar yalnızca belgeli tohumların kullanılması halinde teknik destek ve kredi vereceği için.

1980’lerden bu yana, ulusal bitki yetiştirme/geliştirme programları çeşitli farklı yollar izledi. Bazıları, Şili’de olduğu gibi, yavaşça silinip gitti. Diğerleri, Brezilya’da olduğu gibi, güçlü kaldı. Fakat her durumda ulusötesi şirketler tarafından üretilen tohumların kullanımı ve pazarlanması giderek genişledi ve 1990’ların sonunda artık bu tohumlar bölgenin tohum kaynaklarının en büyük bölümünü oluşturur hale geldi.[1]

Büyük ölçüde Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) etkisiyle, uluslararası tohum şirketlerinin yaygınlaşması ve fikri mülkiyet haklarının gelişmesi , daha fazla yeni tohum yasasının çıkmasına yol açtı. 1990’lardan bu yana birçok Latin Amerika ülkesi, ya YBÇKB’ye (Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği) katıldı ya da YBÇKB tarzı bir mevzuatı kabul etti. Bu arada, yeni ulusal ve yabancı tohum türlerinin pazarlanmasında uygulanan kurallar gevşetilirken, önceki onyıllarda uygulanan tohum-belgeleme programları zayıflatıldı.

Son dört-beş yıldır bölgede yeni bir tohum yasaları dalgası yaşanıyor. Genel olarak Latin Amerika hükümetleri, özel girişimcilerin engellenmeksizin satış yapmasını garantilemek amacıyla kuralları ve yasaları basitleştirmeye zorlanıyordu. Ancak en azından on Latin Amerika ülkesi, zorunlu tohum belgeleme ve tescilini uygulayacak olan ulusal tohum sistemlerini veya kurumlarını oluşturan ya da genişleten yeni yasalar kabul etti veya yasa tasarıları oluşturdu; bunlar tohumla ilgili fikri mülkiyet hakları ve biyogüvenlik kurallarına ilişkin mevzuata eklendi. Kısmen Brezilya ve Bolivya hariç, bu yeni yasalar kamuoyu bilgilendirilmeden geçirildi; bu nedenle bunlardan en çok zarar görecek olan kesimler -köylüler, çiftçi aileleri ve yerli halklar- tepki gösteremedi.

Bu makale yeni yasaların ve onların olası etkilerinin temel özelliklerini irdeliyor.

Bölgedeki durum

2005 Martına gelindiğinde yeni tohum belgelendirme yasaları veya yönetmelikleri Peru[2], Paraguay, Uruguay, Brezilya[3] ve Venezüella[4] tarafından kabul edilmişti; Bolivya, El Salvador, Ekvador[5] ve Kosta Rika’da ise yasa tasarıları veya yönetmelik taslakları tartışılmaktaydı. Meksika 1991’den beri benzeri bir tohum yasasına sahipti.[6] Bolivya’da bir yasa tasarısı tartışıldı ve toplumsal örgütlerden gelen güçlü muhalefet nedeniyle Kongre tarafından reddedildi.[7] Fakat 14 Mart 2005 tarihli bir Bakanlık Kararnamesi Kongre’yi atlayarak zorunlu tescili kabul etti. Bu arada Şili, yasalarını Avrupa Birliği’ninkilerle uyumlulaştırmak için çalışmalara başladı.[8]

Yeni yasaların aldığı biçimler önemli ölçüde farklılık gösteriyor; yine de onların tümü içerik olarak belirgin bir noktada birleşiyor. Söz gelimi Peru’nun yasası belirsiz ve muğlak terimlerle kaleme alındı; fakat onu izleyen yönetmelikler çok açık biçimde türlerin zorunlu tescilini ve tohum belgeleme işleminin özelleştirilmesini dayattı. Venezüella, yasa belgelendirme işlemlerinin özelleştirilmesi konusunda oldukça muğlak olsa da, tohumların zorunlu tescilini yasasına koydu. Bolivya’daki Bakanlık Kararnamesi hem tescili hem de özelleştirmeyi zorunlu hale getiriyor. Bu nedenle bizim analizimiz hem yasaların kendisini hem de onların uygulanışını düzenleyen yönetmelikleri değerlendirmek zorundadır; bu yönetmeliklerin çoğu henüz hazırlık aşamasındadır, yani yasal durum sürekli bir evrim içindedir.

Gelişi güzel bir iş mi?

Fakat, biçim bir yana bırakılırsa, içerikler önemli ölçüde benzerlik gösteriyor. Bu yasal metinlere yakından bakılınca görülen tuhaf bir çakışma var ki, bunların hemen hemen hepsi büyük boşluklar ve tutarsızlıklar sergiliyor. Söz gelimi Venezüella’da, yasanın hangi bakanlıkça uygulanacağı asla telaffuz edilmiyor. Peru’nun yasası tohum üreticilerinin tescil edilme “hakkına” sahip olduklarını belirtirken, ondan bir yıl sonra yazılan yönetmelik üreticilerin tescilini zorunlu hale getiriyor. Kosta Rika’nın yasa tasarısı bir Ulusal Tohum Dairesi oluşturulmasını ve onun Yönetim Kurulunun, diğer işlevlerinin yanı sıra, “bitki yetiştiricilerinin hak sahipliği belgeleri”ni yayınlamasını öngörüyor; oysa Kosta Rika böylesi hakların varlığını bile tanımıyor.

Bu kadar çok sayıdaki tutarsızlık ve boşluğun dikkatli bir okumayla fark edilmemesi imkansızdır. Bunları kasıtlı olarak mı koydular? Yoksa bu sadece söz konusu yasaları yazmakla sorumlu görevlilerin cahilliğini veya beceriksizliğini mi gösterir?

Tohum acenteleri

Her zaman için, kabul edilen tüm yasalar ve parlamentolardaki yasa tasarıları ya bir ulusal tohum acentesi oluşturuyor ya da var olanı genişletiyor. Bu tohum acenteleri tohumların belgelendirilmesini ve tescilini ve ayrıca tohum üreticilerinin, yetiştiricilerin ve tüccarların tescilini gerçekleştirir. Pek çok durumda, tohum acentesi genetiği değiştirilmiş (GD) ürünlerin piyasaya girişine izin verilmesi konusunda karar verebilir; gerçi bu tür kararlar diğer devlet kurumlarıyla paylaşılacaktır. Pratikte, neyin bir tohum olarak kabul edilebilir olduğuna ve kimin onları üretip pazarlayabileceğine, yeni ulusal tohum sistemleri karar verir. Ama aynı zamanda aynı yasalar ve yönetmelikler, acentenin belgeleme ve denetim işlevlerinin en azından bir bölümünü özel kuruluşlara devretmesini şart koşuyor; onların uyması gereken tek koşul, üstlenecekleri sorumlulukları yerine getirmek için yeterli teknik becerilere ve altyapıya sahip olmalarıdır. Birçok durumda ulusal tohum acentesine “özerklik” statüsü verilir; yani kendi gelirlerini kendisi yükseltmeli; kendi faaliyetlerini yerine getirirken bile tescil ve belgelendirme işlemleri için piyasa fiyatlarını talep etmelidir. Yeni acente tüm işlevlerini kendi başına yerine getirdiği zaman bile, özel bir şirket gibi davranmalıdır.

Brezilya - Madde 8

§ 1 Tarım Bakanlığı, Ulusal Tohum Sicil Kurumu’yla birlikte, bu yasanın düzenlemelerinde belirlenen gerekleri yerine getiren doğal ve tüzel kişileri,

II - tohumları ve tohumdan yetiştirilen bitkileri belgelendirme acentesi;

II- belirtilen kişi tarafından üretilen tohum ve tohumdan yetişen bitkileri onaylayıcı;

olarak çalışması için yetkilendirecektir.

Tohum kalitesinden sorumlu bir kamu otoritesi oluşturma görüntüsü altında, yasalar gerçekte devletin düzenleme ve kontrol faaliyetlerini özelleştirmeyi dayatıyor. Sonuç olarak, tohum şirketleri, gerekli donanım ve personeli temin edebildikleri sürece, kendi tohumlarının standartları ve belgeleme gereklerini karşılayıp karşılamadığına kendileri karar verecek. Hatta onlar aynı kontrolleri diğer tohum üreticileri üzerinde de uygulayabilecek; hiçbir yasanın özel sektör içindeki çıkar çatışmalarını ele alacak araçları sağlamayacağı dikkat alındığında, bu çok tehlikeli bir önermedir.  Böylece bir özel tohum şirketi hem tohumların üreticisi hem de onaylayıcısı olabilecek. İşte açık bir çıkar çatışması. Buna rağmen yasa, sistemin kötüye kullanılmasının nasıl izleneceğine veya önleneceğine ilişkin hiçbir yol ve yöntemden söz etmiyor.

Monsanto veya Syngenta tohum onaylayıcı olarak yetkilendirilirse ne olacak? Bu açıkça bir endişe kaynağıdır. Bir hükümet gerçekten de tüm kendinden onaylı tohumların kalite standartlarını karşılayıp karşılamadığını söyleyebilecek mi? Bir küçük çiftçi satmayı umduğu tohumların büyük bir tohum şirketinin finanse ettiği laboratuvar tarafından reddedilmeyeceği konusunda hangi güvenceye sahip olacak? Neden hükümetler, yalnızca kendi düzenleyici işlevlerini tam da düzenlemelerin hedefi olan şirketlere devretmek için, güçlü, yeni kurumlar oluşturur?

Yanıt ne olursa olsun, açıktır ki, yeni kurallar uluslararası tohum şirketlerinin isteklerine tamamen uygun düşüyor; bu kurallar, örneğin, üyeleri arasında Pioneer, Monsanto, Syngenta ve Bayer’in de olduğu Uluslararası Tohum Ticaret Federasyonu tarafından 1995’te kabul edilen iki önergede ifade edilen görüşlere uygundur.

Zorunlu tescil ve belgelendirme

Piyasaya sürülen tohumların zorunlu tescili ve tohum üreticilerinin, çoğaltıcılarının ve tüccarlarının zorunlu tescili üzerine yeni düzenlemelerdeki bir başka ortak özelliği göz önüne aldığımızda, yukarıdaki sorulara verilecek yanıtlar daha da ilginç oluyor. Kayıt olmamış hiç kimse tohum üretip satamaz ve tescil edilmemiş türler piyasaya sürülemez. Bazı durumlarda bu zorunluluk yalnızca satışa değil, aynı zamanda tohumların bağışlanmasına veya hatta çiftçiler arasındaki para karşılığı olmayan tohum değiş-tokuşuna bile uygulanır. Brezilya, bu zorunlu tescile kısmi muafiyetler getiren tek ülkedir (bkz. Brezilya kutusu).

Tescil edilmek için, tohum üreticisinin veya tüccarının üniversite mezunu olması veya böyle birini çalıştırıyor olabilmesi, aynı zamanda yeterli altyapıya sahip bulunması gerekir. Bir türün tohum sicil dairesinde kabul edilmesi için onun yasayla getirilen birçok koşulu karşılaması zorunludur. Şu ana kadar bu koşullar, asgari tohum saflığı oranı, filizlenme oranı ve YBÇKB temelindeki FTİ (farklılık, tek-tiplilik, istikrar) standartlarını içeriyor. Bolivya parlamentosuna gönderilen yasa tasarısının ilk taslağına göre, tüm tohumların aynı zamanda belgelendirme koşullarına uygun olması, yani onların özgün ve homojen bir genetik karakteri garanti edebilmesi ve onların üretiminin son derece kontrollü koşullarda gerçekleştirilmesi gerekecek.

Tüm tohumlar tetkik edilmek zorundadır. Standartlara uymayan tohumlar yasaya aykırı olacaktır. Pek çok durumda, tescilli olmayan tohumları ekmek -ister standartları karşılasın ister karşılamasın- yasadışı olacaktır. Bazı ülkelerde, tescilli olmayan veya belgelendirme standartlarına uymayan tohumların nakliyatı, onlar belgelendirilmemiş tohumlar olarak değiş-tokuş edilse bile, fiilen yasadışı sayılacaktır.

Paraguay - Madde 58

Satışa sunulan veya her ne amaçla olursa olsun üçüncü taraflara teslim edilen tohumlar, belgeli ve/veya denetimli bir tohum üretim sisteminden gelmiş olmak zorundadır.

Venezüella - Madde 21

Bolivya - Madde 36 (Yasa Tasarısı)

Bu yasaya ve ondan kaynaklanan yönetmeliklere uygun olmayan tohumların satışı, bağışı, dağıtımı ve/veya nakli yasaktır.

Uruguay - Madde 43

Doğrudan veya dolaylı olarak bu yasalar tohum kullanıcılarının kontrole ve denetlemelere tabi olmasını zorunlu kılıyor. Uygulamada bu, tüm çiftçilerin kontrol altında olması anlamına geliyor. İlke bakımından yasalar özel olarak satışa sürülen tohumlara göndermede bulunuyor; ama satışa sürme öylesine geniş biçimde tanımlanıyor ki, bağışı ve para karşılığı olmayan diğer değiş-tokuş biçimlerini de içeriyor. Başka bir deyişle, tüm tohum kullanıcıları denetlenebilir ve denetlendiği zaman, bir satın alma faturası göstermek veya, bağış olarak alındıysa, tohumun denetimden geçmiş olduğunu veya belirli bir çiftlikte üretilmiş olduğunu kanıtlamak zorundadır. Aynı zamanda yetkililer, tescilli tohumun pazardan satın alınmış olduğu kanıtlanmaksızın kullanılmasını önlemek için denetim yapacaktır. Bitki yetiştiricilerine ait tohumların kullanılması durumunda, Venezüella’da uygulanan para cezası 7.000 ABD dolarını bulabiliyor. Fakat çiftçiler aynı zamanda potansiyel yasadışı tüccarlar olarak denetlenecek. Bu demektir ki, eğer onlar tescil etmeden veya resmi testlerden geçirmeden kendi kullanımları için ellerinde tohum tutarlarsa, bu tohumu yalnızca kendi yeniden ekimleri için kullanabilecekler ve denetim, bulundurulan miktarın resmi makamların makul saydığından daha büyük olmadığını doğrulayacak.

Bölgenin tarihsel deneyimi gösteriyor ki, her ne kadar 1960’lardan 1980’lere kadar oluşturulan belgelendirme kuralları ve standartları zorunluluk içermiyorsa da, hükümetler ve finansal kuruluşlar bir çiftçiye ekonomik ve teknik destek vermek için bunlara uymasını şart koşuyor. Böylece tohum belgeleme düzeni, yerel türlerin yok olması ve yerini endüstriyel türlere bırakması ile köylü tohumu sisteminin zayıflatılması yönünde büyük bir güce dönüşüyor. Günümüzde tohum tescili ve belgelemesi zorunludur; bir çiftçi ister destek alsın, ister almasın. Yani resmi programlardan bağımsız kalmak isteyen köylüler bile yeni kurallara uymak zorundadır; bu yasalar çerçevesinde başka bir yol yoktur.

 

Türlerin zorunlu tescili, tescile uygun olmanın koşulları ve türler için uyulması zorunlu kalite standartları, kaçınılmaz olarak şu sonuçları doğuruyor:

 

  • Köylülerin tohum üretme kabiliyetlerinin ve haklarının yok sayılması ve yasaklanması. Çünkü üniversite diploması olmayanlar, bir üniversite mezununun -ücretli olarak- onların işlerini denetlemesini kabul etmedikleri takdirde resmen tohum üreticisi olarak tanınmayacaklar. Eğer tohum üretmeye devam ederlerse yasayı çiğnemiş sayılacaklar. Bir yerel topluluk, yasalarla belirlenen standartlara uyduğu bir devlet görevlisi veya özel bir kuruluş tarafından önceden belgelendirilmeyen tohumları yasal olarak değiş-tokuş edemeyebilecek.
  • Köylü değiş-tokuş sistemlerinin denetlenmesi, yasaklanması ve/veya yok edilmesi. Çünkü para karşılığı olmayan tohum değiş-tokuşu bile yeni standartlara ve şartlara uymak zorundadır.
  • Yerel türlerin ve bölgeye özgü soyların, hatta yok etmek pahasına, kullanımının yasaklanması. Yerel türler ve özgün yerel-soylar homojenlik koşulunu karşılayamaz. Bu koşula uysalar, tam da onları değerli kılan özelliklerinin çoğunu yitirirler ve önemli ölçüde zayıflamış olurlar. Eğer yasa onların kullanımını durdurabilirse, genetik havuzlarının daralması kuşkusuz onların yozlaşmasına yol açacaktır.

 

Bu nedenle köylü tohumu sistemlerinin ayakta kalabilme şansı çok düşüktür. Sorunu daha da ağırlaştıracak şekilde, eğer uygulama görevlileri tohumları satmakta çıkarları olan özel kuruluşlar olursa, bu süreç kuşkusuz daha da yıkıcı olacaktır. Gerçekte tek yasal yol, tohum alıcıları haline gelmek olacaktır. Paraguay’daki yasanın, sanki eş anlamlıymışlar gibi “çiftçiler ya da [tohum] kullanıcıları” tanımını yapması tesadüf değildir.

Paraguay - Madde 2

Bu yasanın amaçları açısından aşağıdaki tanımlamaları uygulayacağız:

a)      Çiftçi veya kullanıcı: ekmek veya dikmek için tohum satın alan veya edinen doğal veya tüzel kişi;

Tohum kalitesinden daha fazlası

Tüm yasalar ve yasa tasarıları, başlıklarında ve gerekçelerinde, tohum kalitesini korumayı amaçladıklarını ileri sürüyorlar. Paraguay ve Venezüella yasaları aynı zamanda açıkça, YBÇKB Konvansiyonunca tanımlandığı gibi, bitki yetiştiricilerin haklarını koruma hedefine sahip. Diğer yasalar ve tasarılar bu hedefi ilan etmese de, bitki yetiştiricilerin haklarına saygı gösterilmesini açıkça şart koşuyor; bazıları da mevcut bitki çeşidi koruma yasalarınca zaten konmuş olanların ötesinde ek yaptırımları dayatıyor. Bolivya’da sunulan ilk yasa tasarısı, -her ne kadar And Topluluğu’nun tüm üyeleri YBÇKB-78’in üyesi olsalar da- fiilen YBÇKB-91 kurallarını benimsemek anlamına gelen kurallar getiriyor. Yeni tohum yasaları ve sıkı Fikri Mülkiyet Hakları koruması arasında yakın ilişki olduğu, Ekvador hükümeti tarafından yapılan araştırmalarda kabul ediliyor; bu araştırmalara destek veren Dünya Bankası, “[şirketlere ait olanlar için] tohum korsanlığı”nı önlemek üzere yeni tohum yasalarının geçirilmesi gerektiğini savunuyor.

 

Fikri mülkiyet haklarının korunması bu yasaların hükümleri arasında göze batan tek “ekstra” değildir. Onların çoğu aynı zamanda GD tohumların tescili ve belgelendirilmesi için kurallar koyuyor. Bu kurallar GD ürünlerin pazara sürülmesine ilişkin kısıtlamalar ve düzenlemeler olarak açıklanıyorsa da, bunlar gerçekte bu ürünlere izin verilebilmesini fiilen kabul etmek anlamına geliyor. Bunun diğer biyogüvenlik düzenlemeleri -GD organizmalar dahil-  üzerinde yaratabileceği etki ileride görülecek; ama bu durum biyo-teknoloji kullanan ulus-aşırı şirketlerin, GD çeşitlerin piyasaya sürülmesinin zaten yasal olarak izinli olduğunu ileri sürmeleri için açık kapı bırakıyor. Başka bir deyişle, yeni tohum yasaları hükümetleri GD ürünleri kabul etmeye zorlayabilir.

Tüm bitkiler ve sonra başkaları

Çiftçi tohum sistemlerinin sert biçimde kısıtlanması (veya tümüyle yasaklanması) ulus-aşırı şirketlerin hiç olmadığı kadar güçlenmesiyle birleşince, geniş flora (ve fauna) alanlarının yeni tohum yasalarının kapsamına alınması daha da büyük tehlikeler yaratıyor. “Hiçbir şeyi dışarıda bırakma” yaklaşımı temel ilke haline gelmiş görünüyor ve birçok durumda kapsama alanı mikroorganizmaları ve diğerlerini içerecek şekilde tüm bitki türlerinin ötesine uzanıyor. Venezüella, hayvan türlerini içerecek kadar ileri gidiyor. Paraguay, yasanın kapsamını özel bir bitki türleri listesiyle sınırlayan tek ülkedir; fakat bu sadece, hükümetin kendi iradesiyle daha fazla türü adım adım yasa kapsamına alabileceğini gösteren bir geçiş aşamasıdır.

 

Kosta Rika - Madde 2 (yasa tasarısı)

Bu yasanın uygulama alanı tüm bitki cins ve türlerinin -algler ve mantarlar dahil- tohumlarını içerir.

Böylesine geniş bir flora ve fauna alanının kapsanmasının etkileri, yine ileride görülecek. Tüm örneklerde yeniden üretim materyali olarak tanımlanan tohumlar üzerindeki kontrol ve belgelendirmenin zorunlu olduğu ülkelerde, devlet (veya onun işlevlerini devrettiği kuruluşlar) yalnızca çiftçiliğe değil ama aynı zamanda tıbbi bitkilerin, yabani meyve ve bitkilerin, mantarların ve alglerin kullanılmasına zorluk çıkarma gücüne sahip olacak.

Bu aynı zamanda, yalnızca köylü tohum sistemlerinin değil ama bütün bir geleceğin, devletin veya yetkisini devrettiği şirketlerin ellerine bırakılacağı anlamına geliyor. Şirketler ve hükümetler, tıbbi bitkiler ve bitki özü çıkarma işlemleri gibi kırsal topluluklar ve yerli halklar için yaşamsal önemde olan bir çok diğer konu üzerinde karar verme gücüne de sahip olacaklar.Ä

 

Brezilya’nın muafiyetleri

Brezilya’da ülkenin yeni Ulusal Tohum ve Üretme Sistemi 10711 sayılı (5 Ağustos 2003 tarihli) Yasa’yla oluşturuldu. Diğer ülkelerde kabul edilen tohum yasalarının aksine, Brezilya’nın yasası yerel topluluklar, yerli halklar ve onların tohumlarına ilişkin bazı istisnalar içeriyor. Özellikle 8. Madde, “Kendi aralarında dağıtım, değiş-tokuş veya satış amacıyla tohum veya sebze yeniden üretim materyali üreten çiftçi aileler, toprak reformu yerleşimcileri ve yerliler Ulusal Tohum Sicil Kurumuna kayıt olmaktan muaftır” hükmünü getiriyor. 10. Madde de şöyle ekliyor: “Ulusal Kültür Bitkileri (Cultivar) Sicil Kurumu”na kayıt, çiftçi aileler, toprak reformu yerleşimcileri veya yerliler tarafından kullanılan yerel, geleneksel veya yöreye özgü (native) kültür bitkileri için zorunlu değildir.”

Bu muafiyetler köylü ve sivil toplum örgütlerinin direnişi sonucunda Yasaya dahil edildi. Kuşkusuz bunlar yeni düzenlemelerin yıkıcı potansiyelini azaltıyor ama yıkımı bütünüyle önleyemiyorlar. Her şeyden önce, sınırlı muafiyetler yalnızca küçük çiftçiler ve yerliler arasındaki değiş-tokuşa uygulanıyor ve onlar yalnızca yerel tohumların kullanımına göndermede bulunuyor. İkincisi, bir tohumun yerel olup olmadığına -“esaslı biçimde ticari bir kültür bitkisine benzer”* olup olmadığı temelinde- karar verecek olanlar, otoritelerdir. Yasanın dar bir yorumuyla, sözgelimi yerel topluluklar kamusal bitki yetiştirme programlarından edinilen veya başka bir ticari çeşitten elde edilen veya uyarlanan tohumları değiş-tokuş edemeyebilir. Dahası, bu yasa hiçbir şekilde yerel toplulukların patentli ticari bir çeşidin hasadından ayrılan tohumları değiş-tokuş edebilmesine imkan tanımıyor; yani fikri mülkiyet yasaları Brezilya’daki küçük çiftçilere tümüyle uygulanmaya devam edecek. Başka bir deyişle, muafiyetler bir yatıştırıcı olabilir ama yeni yasa yine de, geçmişteki gibi yerel tohum sistemlerini koruma hakkı üzerinde hiçbir kısıtlama olmaması durumuna göre, işleri çok daha kötü hale getiriyor. Brezilya dünyanın en büyük potansiyel tohum piyasalarından biridir ve ulus-aşırı tohum şirketlerinin büyük bir hedefidir. Bu yüzden onların bu sınırlı muafiyetlerin olabilecek en kısıtlayıcı tarzda yorumlanmasını sağlamak için ellerinden geleni yapacaklarını tahmin etmemek için saf olmak gerekir.

 

Yine de, Brezilya yasası, özellikle tarihsel anlamda büyük yararı olan bir hüküm ekliyor: kamunun finanse ettiği programlarda yerel çeşitlerin kullanımını kısıtlamak yasaktır. Eğer böyle bir cümle 1960’larda ve 70’lerde yasada yer almış olsaydı, bugün biz tarımsal çeşitlilik ve yerel toplulukların özerkliği bakımından oldukça farklı bir manzara görüyor olabilirdik. Yine de, bir kez daha, bu yasa korumayı çok sınırlı bir biçimde içeriyor, çünkü özel kredi kuruluşlarının çiftçileri yalnızca ticari tohum çeşitlerini kullanmaya zorlamasını yasaklamıyor.

 

* Yasa şu tanımı benimsiyor: “Yerel, geleneksel veya yöreye özgü (native, crioulo) kültür bitkisi: Ayrı ayrı topluluklar tarafından tanındığı şekilde açıkça kararlı fenotipik** nitelikleriyle aile çiftçiler, toprak reformu yerleşimcileri veya yerliler tarafından geliştirilen, uyarlanan veya üretilen; ve Tarım Bakanlığı’nın bilgilerine göre ve aynı zamanda sosyo-kültürel ve çevresel tanımlayıcılar dikkate alındığında, esas olarak ticari kültür bitkilerine benzemeyen bir çeşit.

 

**Fenotipik: (Phenotypic) Bir organizmanın dışa yansıyan özelliklerinin tümüne ilişkin.

col2

Tohum

Sevdiğimiz bitkilerin yaşaması ve devamlı gelişmesi için tohumlarını alıp tekrar ekmemiz lazım. Çok sayıdaki tür için, tohumlarının bitkiden nasıl alınıp saklamamız gerektiği anlatılıyor.
devamı...

 

Bahçe

Bahçevanlık bilgileri engin deniz! … Bir yerden başlamak yeterli. Tecrübeli bahçıvandan ilk başlayanlara kolay gelecek, kolay gezinebilir bir bahçecilik rehberi.
devamı...

 

Bitki Evrimi

Genler, canlı maddeye şekil verendir. Bitki genetiğini yönlendirme işini de, insan ve doğa bölüşüyor. Atalarımızın yaptıkları gibi... Sağlıklı ve sağlığımızı koruyan bitkilerin genetik potansiyelini destekleyen basit yöntemleri anlatan denemeler, incelemeler.
devamı...