Doğa Kime Ait?

2008 Doğa’nın Kime Ait? Şirket Gücü ve Yaşamın Metalaştırılmasındaki Son Nokta

ETC Group

Kasım 2008

Çeviren: Baha Okar

Problemler, meraklar ve fırsatlar: önsöz

Otuz yıl önce insanlığın önünde bir sorun, bilimin önünde çekici bir konu ve tarım endüstrisinin önünde bir fırsat vardı.

Sorunumuz ise adaletsizlikti. Açlar ordusu büyürken, çiftçilerin sayıları azalıyordu. Bu arada bilim, biyoteknolojinin, yani tarımsal bitkilere ve hayvanlara (ve insanlara) genetik mühendislik yoluyla tüm sorunlarımızı çözecek özellikleri kazandırabileceğimiz fikrinin, cazibesine kapıldı. Tarım endüstrisi ise gıda zincirini dantel gibi süsleyen artı değeri olanaklarını ele geçirme fırsatına gözünü dikti. Son derece dağınık durumdaki gıda üretim ve dağıtım sistemi, şiddetle merkezileşmeyi talep eden kâr olanaklarıyla doluydu. Sektörün yapması gereken tek şey, devletleri biyoteknolojideki gen devriminin çevreye zarar vermeden açlığı sona erdirebileceğine ikna etmekti. Ayrıca biyoteknoloji alanının, küçük şirketler için fazla riskli ve kamu araştırmacıları içinse fazla pahalı olduğu anlatıldı. Bu teknolojinin dünyaya gelmesi için, kamu ıslahçılarının özel ıslahçılarla rekabeti durdurması; denetleme görevlilerinin de, böcek ilacı şirketleri; başka tohum şirketlerini satın alan tohum şirketlerini satın aldığında, gözlerini başka tarafa gerekecekti. Devletlerin, önce bitkiler ve sonra genler için patentler sunarak tarım endüstrisinin yatırımlarını koruması gerekecekti. Bir yüzyıl boyunca zor bela kazanılan tüketici güvenliği düzenlemelerinin de, piyasaya çıkan genetik yapısı değiştirilmiş gıda ve ilaçların önüne boyun eğmesi gerekecekti.

Tarım endüstrisi istediğini elde etti. 30 yıl önce tohum şirketlerinin ve kamusal bitki ıslah kurumlarının sayıları binleri bulurken, bugün sadece 10 şirket dünyadaki tescilli tohum satışlarının üçte ikisinden daha fazlasını kontrol ediyor. 30 yıl önce böcek ilacı şirketlerinin sayısı düzinelerle ifade edilirken, bugün dünya çapında tarım kimyasalları satışının yüzde 90′ı 10 şirketin elindedir. 15 yıl önce yeni açılmış bin kadar biyoteknoloji şirketi varken, şu anda 10 şirket bu sektörün gelirlerinin dörtte üçüne sahiptir. Ve tohum alanındaki altı lider şirket, aynı zamanda böcek ilacı ve biyoteknolojide de liderdir. Geçen 30 yılda, bir avuç şirket, dünya piyasası içinde yer alan yıllık biyokütlenin (tarımsal ürünler, çiftlik hayvanları, balıkçılık ürünleri vb) dörtte birinin kontrolünü eline almış durumda. 

Bugün insanlığın önünde bir sorun, bilimin önünde çekici bir konu ve tarım endüstrisinin önünde bir fırsat var.

Bizim sorunumuz ise, iklim kargaşası yaşayan bir dünyada, açlık ve adaletsizliktir. Bilimi cezbeden konu, nano-teknoloji denilen alanda geniş bir toparlama ve değerlendirme; ki bu, sıfırdan yeni canlı biçimlerini tasarlama olasılığını içerdiği düşünüluyor. Tarım endüstrisinin fırsatı bu defa, Endüstrinin fırsatı bu defa, dünya ekonomisinin hala dışında bulunan; yine de kullanılabilir ve (piyasa dışı olarak) kullanılan, küresel biyokütlenin dörtte üçüdür. Endüstri, yeni teknolojilerin yardımıyla, (artık tükenmeye yüz tutmuş) fosil yakıtlardaki karbondan üretilen her hangi bir kimyasal maddenin bitkilerde bulunan karbondan da üretilebildiği iddiasıyla hareket ediyor. Denizlerin yosunları, Amazon Ormanları’nın ağaçları ve meraların otlarından; insanları beslenmek, arabaları çalıştırmak, öte beriyi üretmek ve hastalıklara karşı mücadeleyi sürdürmek için tüm ham maddelerini, küresel ısınmayı da önleyecek şekilde –üstelik “yenilenebilir” bir biçimde– sağlayacakmış. Tarım endüstrisinin bu vizyonu gerçekleştirebilmesi için, devletlerin bu teknolojinin çok pahalı olduğunu kabul etmesi gerekir. Rakip şirketler de bunun çok riskli olduğunu. Yasaların sürece göre esnemeleri hatta kalıdırılmalı ve tekelci patentler onaylanması lazım.

Üstelik biyoteknolojide yaşandığı gibi, yeni teknolojilerin kârlı olması için toplumsal olarak yararlı veya teknik olarak üstün olması (yani onların işe yarar olması) gerekmez. Onların tek yapması gereken, rekabeti uzak tutmak ve hükümetleri kontrol yetkisinden feragat etmeye zorlamaktır. Bir kez piyasa tekelleşince, artık teknolojinin ne işe yaradığının bir önemi yoktur.

Tam rapor, İngilizce: http://www.etcgroup.org/en/materials/publications.html?pub_id=707

col2

Tohum

Sevdiğimiz bitkilerin yaşaması ve devamlı gelişmesi için tohumlarını alıp tekrar ekmemiz lazım. Çok sayıdaki tür için, tohumlarının bitkiden nasıl alınıp saklamamız gerektiği anlatılıyor.
devamı...

 

Bahçe

Bahçevanlık bilgileri engin deniz! … Bir yerden başlamak yeterli. Tecrübeli bahçıvandan ilk başlayanlara kolay gelecek, kolay gezinebilir bir bahçecilik rehberi.
devamı...

 

Bitki Evrimi

Genler, canlı maddeye şekil verendir. Bitki genetiğini yönlendirme işini de, insan ve doğa bölüşüyor. Atalarımızın yaptıkları gibi... Sağlıklı ve sağlığımızı koruyan bitkilerin genetik potansiyelini destekleyen basit yöntemleri anlatan denemeler, incelemeler.
devamı...